Yazmaya henüz başladık

Frankfurt Göçmen Kadınlar Birliği’nin yeni dönem çalışmalarının ilk ve kısa yazılar kitabının son atölye çalışmasını, geçtiğimiz hafta sonu, 16 Eylül Cumartesi günü yaptık.

20170916-2

Atölye çalışmasında, üç yıla yayılan çalışmaların ardından tamamladığımız kitabı ve proje sürecini değerlendirdik. Metinlerin son hallerinin bir araya getirilmesiyle oluşturulan son taslak kopyayı bütün kadınlar atölye öncesi okumuştu. Atölye günü, önce kendi yazma deneyimlerinden bahsettiler ve daha sonra, birbirlerinin yazılarını yorumladılar.

20170916-3

20170916-4

Yazma sürecinde, daha çok kitap okuma ihtiyacının ortaklaşan bir konu olduğu görüldü. Kadınlar, yazmaya başladıklarında hem daha çok kitap okumaya başlamışlar hem de daha önce okudukları kitaplara yeniden dönüp bakmışlar. Özellikle, betimlemelere ve diyaloglara dair örnekleri incelemişler.

20170916-1

20170916-5
İlk sözü alan Leyla, kadınların içindeki zenginliği dile getirerek tartışmayı açtı: “Bize kimse şu bardağı alın anlatın, demedi. Herkes kendisi yazdı öykülerini. Gerçekten, insanlardaki o birikimi de fark ediyorsunuz.” Leyla’nın dikkat çektiği bir diğer konu, kaleme aldığı öyküyü geliştirmek üzere çalışırken, uzun yazdığında anlatıdaki duygunun kaybolduğunu fark etmesiydi. Türkçe yazarken yaşadığı kelime sıkıntısından bahseden Zehra, bu eksikliğinin betimlemelerine yansıdığını düşünüyordu. Esma, yazarken değil ama yazının sonunda, bitirirken, çok zorlandığını söyledi. Hikâyesinin politik içeriği oldukça beğenilen Elif, projenin başında yazabileceğini hiç düşünmediğini, ancak yazmaya başladığında daha sayfalarca anlatabileceğini fark ettiğini dile getirdi. Selma, diğer kadınlardan dinlediği ve kendisinin de benzerini yaşadığı yazma sürecini travma çalışmalarına benzetti. Ele alınan her konunun bir toplumsal travmayı işaret ettiğinden ve aslında yazmanın, geçmişle hesaplaşma anlamında bir terapi olabileceğinden söz etti. Yazı yazmaktan çok keyif aldığını vurgulayarak söze başlayan Zahide, yazma deneyiminin oldukça subjektif olduğunu belirterek, kaleme aldığı kurmaca öyküyle aynı konuyu işleyen politik bir makale arasındaki farkın tam da bu noktada bulunduğunun altını çizdi. Türkiye’den Almanya’ya göç eden annesinin, henüz aynı dili konuşamadığı zamanlarda babasıyla tanışmasını kaleme alan Funda, yazma sürecinin hem kendisi hem de ailesi için ne kadar duygusal geçtiğini anlattı. Metnini önce ilk dili olan Almanca yazıp daha sonra Türkçe’ye çeviren Funda, çeviride o duygunun kaybolmasından dertliydi. Bu da bizi, atölyenin sonunda, yazıların çevirisini, kapak tasarımını ve en önemlisi de kitabın ismini tartışmaya yöneltti.

20170916-7

20170916-6

Atölye çalışmasında önerilen kitap isimlerinden hiçbiri tam olarak içindeki kısa yazıları tanımlamaya yetmiyordu. Akıllara ilk gelen başlık önerileri ya fazla romantik ya da çok sık kullanıldığı için klişe bulundu. Başlıkta göçmen-kadın-deneyim vb. ifadelerin yer almamasına özellikle vurgu yapan kadınlar, hem isim hem de yayın konusunda aceleci davranmamaya karar verdiler.

Kitapta, Medine Aydınlık, Elif Durmaz, Esma Uran, Leyla Kiraz Çakır, Selma Geren Çiçek, Susanne Funda Schäferr, Zahide Yentür ve Zehra Ayyıldız’ın, düz yazının farklı ve bazen iç içe geçen türlerinde kaleme aldıkları metinler yer alıyor. Hiçbir konu paylaşımı olmadan, kadınların her biri, farklı bir toplumsal tartışmaya odaklan yazılar ortaya çıkardılar: Türkiye’de öteki olmak, grev hakkı, namus kavramı, uyum ve uyumsuzluk tartışması, farklı dillerin aşk hikâyesi, müslüman cemaatte diğer kadın olmak ve Almanya’da ırkçı saldırılar.

20170916-8

Yoğun geçen yaratıcı yazarlık atölye çalışmalarının ardından, kısa yazılar kitap projesini tamamlamanın neşesini taşıyoruz. Hafta sonu programlarından, aileleri ve arkadaşlarıyla geçirecekleri vakitlerinden ve hatta yaz tatillerinden zaman arttırarak projeye katılan, hem kendi yazdıklarını hem de diğer kadınların metinlerini ilgiyle tartışan, yapılan yorumlar doğrultusunda—yılmadan—metinleri tekrar tekrar yazan bütün Frankfurt GKB yazarlarına, atölye yürütücüsü olarak, gönülden teşekkürü bir borç bilirim. Onların ilgisi, yazma isteği ve azmi olmadan atölye çalışmalarının hedefine uygun tamamlanması mümkün olmazdı. Hem bu kitabın yazarlarının yeni metinleri hem de proje teslim tarihine yetişemeyip henüz taslak halinde olan ve ileride yapmayı planladığımız atölyelerle tamamlamayı arzuladığımız yazılar için de şimdiden heyecanlıyız. Anlatacak çok hikâyemiz var ve yazmaya henüz başladık.

0 cevaplar

Cevapla

Tartışmaya katılmak ister misiniz?
Katkı yapmaktan çekinmeyiniz!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir