“Dişil Bir Sözlük” İstanbul için yenilendi

GKBli kadınların BdA119 projesi kapsamında hazırladığı Göçmen Kadınlar Birliği’nin ABC’si: Dişil Bir Sözlük, ARTIST 2016, Umulmadık Topraklar sergisine aldığı davet kapsamında, yenilenen kapağıyla ve Türkçe-İngilizce içeriğiyle,  İstanbullu kadınlarla buluşuyor.

 

kapak

 

 12-20 Kasım tarihleri arasında sergi alanının Toplumsal Hareketler Bölümü’nde ücretsiz dağıtılacak kitapçıkların, kadın dayanışmasını Almanya’dan Türkiye’ye ve dünyanın başka coğrafyalarına güçlenerek büyütmesi dileğimizle…

 

***

 

Göçmen Kadınlar Birliği’nin 10. Yıl Sergisi

2015, Göçmen Kadınlar Birliği’nin (GKB) kuruluşunun 10. yılıydı. Geride bıraktığımız mücadeleleri düşünürken, eril tahakkümün kadınlara dayattığı dili –ve bu dil çerçevesinde dayattığı siyasi, ekonomik ve sosyo-kültürel dünyayı- yeniden tanımlamayı amaçlayarak Göçmen Kadınlar Birliği’nin ABC’sini yazmaya karar verdik.

10 yıl boyunca yürüttüğümüz projelerden, gerçekleştirdiğimiz etkinliklerden, hazırladığımız basın açıklamalarından, “Kadın” dergimizde yayınladığımız yazılardan ve en önemlisi kadınlarla kurduğumuz ilişkilerden, birlikte mücadelenin kadınlara hissettirdiklerinden hareketle hazırladığımız bu sergide, GKB’nin çalışmalarını, hayata bakışını ve mücadele alanlarını bir araya getiren Dişil Bir Sözlük oluşturduk.

Almanya’nın farklı kentlerinde yaşayan biz GKB üyeleri, geride bıraktığımız 10 yılı A’dan Z’ye düşünürken hangi kelimelerin, nesnelerin, duyguların ve hatta renklerin bizim için ne anlama geldiğini listeledik ve bölgelerimizde yaptığımız tartışmalar doğrultusunda görselleştirdik. Türkçe alfabede yer alan 29 harften yola çıkarak hazırladığımız bu sergide 11 kentte bulunan 200’den fazla GKB üyesi kadın, katılımcı sergi projesi çerçevesinde, birlikte çalıştık.

Bu bağlamda küratöryel çalışma, serginin tamamen GKBli kadınlar tarafından hazırlanacağı fikrinden hareketle, sözlük kelimelerini belirlemek üzere atölye çalışmaları yaparak ve metinler kaleme alınıp görseller seçilirken katılımcıların sorularını yanıtlayarak gerçekleştirildi, içerik planlamasına dair hiçbir müdahalede bulunulmadı. Çalışmanın sonunda da yine metinler sadece imla kuralları açısından editöryel kontrolden geçti ve grafik uygulama tarafından da kadınların belirlediği görseller için ortak bir dil oluşturuldu.

Küratör: Elif Çiğdem Artan

Katılımcılar: Göçmen Kadınlar Birliği’nin Berlin, Dortmund, Düsseldorf, Frankfurt, Geislingen, Göppingen, Hamburg, Köln, Nürnberg, Rüsselsheim ve Stuttgart kentlerindeki kadınları.

Grafik Tasarım: Elif Çak

Kitapçık Tasarımı: Yelta Köm

Çeviri: Çiçek Öztek

 

 

 

“Dişil Bir Sözlük” İstanbul Yolcusu

Göçmen Kadınlar Birliği (GKB)’nin Frankfurt Tarih Müzesi’nde yürüttüğü Bibliothek der Alten (BdA) projesinin bir parçası olarak geçtiğimiz yıl katılımcı bir sergi hazırlamıştık: “Göçmen Kadınlar Birliği’nin ABC’si: Dişil Bir Sözlük”.

gkb-sergi-defteri-4

Ziyaretçi defterinden

 

Sergi ilk kez GKB’nin 10. yıl şenliklerinde, Kasım 2015’te, Köln’de ziyarete açılmıştı. Daha sonra Haziran 2016’da, Frankfurt Tarih Müzesi’nde BdA kapsamında düzenlediğimiz “Çay Saati”’nde sergilendi ve ilk kez Frankfurt’ta sergi kitapçıkları ziyaretçilerle paylaşıldı. Hem metinlerin hem de görsellerin tamamen GKBli kadınlar tarafından hazırlandığı bu kitapçıklar, 26. Sanat Fuarı-Artist 2016’da yer almak üzere İstanbul’a davet edildi.

Her sene TÜYAP Kitap Fuarı’na paralel olarak düzenlenen Sanat Fuarı-Artist, bu yıl ziyaretçilerini göçmenlik üzerine düşünmeye davet ediyor:

“Artist 2016 bu yıl “Umulmadık Topraklar” başlığı altında galerileri, bağımsız sanatçı gruplarını, küratöryal sergileri, performansları, atölye çalışmalarını, bu yılın konusu ile ilgili çalışan çeşitli sivil toplum kuruluşlarını ve toplumsal hareketleri bir araya getiriyor. Sergi organizasyonunda çok küratörlü, yatay yapılanmayı sağlayarak, önceden tasarlanan bir resmi görünür kılmayı değil, aksine beklenmedik karşılaşmalarla, konturları önceden kestirilemeyen bir formu içeriden dışarıya doğru kurmayı hedefliyor.” (Basın bülteninden)

Davetle birlikte, İstanbul için ne yapabiliriz?, diye düşünmeye başladık ve kitapçık kapağını yenilemeye karar verdik. Fikir alışverişleri, çizim çalışmaları heyecanla sürüyor. Belki her yeni sergi mekânına başka bir yenilikle gideriz. Hatta belki bir gün yepyeni kelimelerle.

Bir müjdeli haber daha, “Dişil Bir Sözlük” Sanat Fuarı-Artist kapsamında ilk kez Türkçe-İngilizce basılacak.

12-20 Kasım tarihlerinde, TÜYAP Sanat Fuarı Artist 2016 “Umulmadık Topraklar” sergisinin Toplumsal Hareketler bölümünde buluşmak üzere!

* Kitapçıklar, TÜYAP Sanat Fuarı Artist 2016’nın desteğiyle yeniden basılıp, ücretsiz dağıtılacaktır. Organizasyon ekibine teşekkürlerimizle. 

Frankfurt Tarih Müzesi’nde Çay Saati’ndeydik!

Geçtiğimiz hafta sonu Frankfurt Tarih Müzesi’nde Çay Saati‘ndeydik. Göçmen Kadınlar Birliği’nin ABC’si: Dişil Bir Sözlük sergisinin de yer aldığı etkinlik alanında, Frankfurt Göçmen Kadınlar Derneği’nin hazırladığı leziz ikramlar eşliğinde çaylarımızı içtik, hem Göçmen Kadınlar Birliği’nin hedeflerini hem de Bibliothek der Alten projesi kapsamında yürüttüğümüz çalışmaları Alman misafirlerimizle konuştuk.

IMG_1136

Bibliothek der Alten küratörü Dr. Angela Jannelli, Frankfurt Göçmen Kadınlar Derneği’ni temsilen Zehra Ayyıldız ve Bda119 proje koordinatörü ve küratörü olarak benim projeyi tanıtan sohbetimizle başlayan etkinlikte, projenin tamamlanan ilk çalışması Göçmen Kadınlar Birliği’nin 10. yılı film gösterimi yapıldı.

IMG_1142

Frankfurt GKB Kadın Korosu‘nun söylediği şarkıların yarattığı şenlik havasında, GKBli kadınlar ve Alman misafirler birlikte şarkılar söyleyerek dans ettiler. Koronun şefliğini yürütüen Yusuf Sönmez’in her şarkı öncesinde yaptığı kısa bilgilendirici konuşmalarla, türkülerin kültürel önemi ve tarihi de paylaşıldı. Misafirlerin koroya gösterdiği yoğun ilgi, BdA119 kapsamında hazırlayacağımız ve somut olmayan kültürel miras çerçevesinde ele alacığımız türkülerin kayıt çalışmasının arşiv malzemesi açısından önemini hatırlattı.

IMG_1139

 

IMG_1140

11 kentten 200’den fazla kadının bir araya gelerek hazırladıkları katılımcı sergi projesi Göçmen Kadınlar Birliği’nin ABC’si: Dişil Bir Sözlük de yine BdA119 kapsamında hazırladığımız projeler arasında ilgi çeken bir çalışmaydı. Misafirler görselleri ve metinleri titizlikle inceledikten sonra, sergi ziyaretçi defterine görüşlerini yazdılar. Serginin görsel ve metinlerinin okunmasını kolaylaştırmak amacıyla hazırladığımız sergi kitapçıkları da ilk kez bu etkinlikte paylaşıldı.

IMG_1141

Saatlerimiz etkinliğin sona erdiğini gösterdiğinde, yeni arkadaşlıklar kurmanın ve samimi paylaşımlar kazanmanın mutluluğunu yaşıyorduk.

 

Lasst uns gemeinsam einen Tee trinken!

Im Rahmen des Projektes “Bibliothek der Alten” treffen wir uns am 18.06.2016 um 14:30 Uhr im Historischen Museum. Bei Tee und Köstlichkeiten werden wir uns unterhalten.
Bei dieser gemütlichen Teestunde wird die Kuratorin Dr. Angela Janelli anwesend sein und wir werden mit den Gästen über frauenspezifische Themen diskutieren und gemeinsam über Lösungsansätze reden.Der Bundesverband der Migrantinnen in Deutschland e.V. hat 2015 sein zehnjähriges Gründungsjubiläum in Köln gefeiert. Das Programm fängt mit dem Jubiläumsfilm des Verbandes an und wird mit dem Frauenchor weitergeführt.

Die Besucher werden ebenfalls die Ausstellung mit dem Titel “Das ABC des Bundesverbandes der Migrantinnen – Ein weibliches Wörterbuch” besichtigen können.

BdA119-7
Das ABC-Wörterbuch ist ausgehend von unserer 10-jährigen Arbeit in Projekten, von unserer Zeitschrift “Kadin” und vor allem von dem Kontakt, den wir zu den Frauen hergestellt haben, entstanden.
Frauenvereine und –gruppen aus 11 Städten und über 200 Frauen aus ganz Deutschland haben die Buchstaben von A bis Z in ihren Gruppen besprochen, diskutiert und zusammen erarbeitet. In der türksichen Sprache gibt es 29 Buchstaben im Alphabet, sodass das Wörterbuch 29 Einträge beinhaltet.Wir laden euch herzlich ein mit uns gemeinsam am 18.06.2016 um 15 Uhr zusammen Tee zu trinken und uns dabei über unsere Arbeit und unser Projekt zu unterhalten.

Datum: 18. Juni 2016
Uhrzeit: 14:30 Uhr
Ort: Historisches Museum Frankfurt, Fahrtor 2, 60311 Frankfurt am Main

* Eintritt ist frei.

Gelin, birlikte çay içelim!

Bibliothek der Alten projesi kapsamında, 18 Haziran Cumartesi günü saat 14:00’te, Frankfurt Tarih Müzesi’nde, bir araya geliyoruz. Göçmen Kadınlar Birliği’nin hazırlayacağı çay masaları, leziz sohbetlerimize eşlik ediyor.

Bibliothek der Alten küratörü Dr. Angela Janelli’nin de bizimle birlikte olacağı etkinlikte, Türkiyeli ve Alman kadınlar sorunlara birlikte çözüm üretmek üzere fikir alışverişinde bulunuyor.

Göçmen Kadınlar Birliği, Kasım 2015’te Köln’de düzenlediği şenlikle 10. yılını kutladı. Etkinlik, bu şenlik kapsamında hazırlanan ve Bibliothek der Alten projesinin de bir parçası olan “GKB 10. Yıl” filminin gösterimiyle başlıyor ve daha sonra sohbetimize Frankfurt Kadın Korosu’nun seslendireceği ezgiler dahil oluyor.

Göçmen Kadınlar Birliği'nin ABC'si: Dişil Bir Sözlük

GKB 10. yıl şenliklerinde, Köln’de, Nürnbergli Göçmen Kadınlar, hazırladıkları kelimenin önünde.

Etkinlik mekânında misafirleri bir de sergi karşılıyor. Yine Bibliothek der Alten projesinin bir parçası olarak hazırlanan ve ilk kez GKB 10. Yıl şenliklerinde ziyaretçileriyle buluşan “Göçmen Kadınlar Birliği’nin ABC’si: Dişil Bir Sözlük” sergisi kadınların birbirlerine anlattıkları mücadelelerine ve paylaştıkları deneyimlerine fon oluşturuyor.

10 yıl boyunca yürüttüğümüz projelerden, gerçekleştirdiğimiz etkinliklerden, hazırladığımız basın açıklamalarından, “Kadın” dergimizde yayınladığımız yazılardan ve en önemlisi kadınlarla kurduğumuz ilişkilerden, birlikte mücadelenin kadınlara hissettirdiklerinden hareketle hazırladığımız bu sergide, GKB’nin çalışmalarını, hayata bakışını ve mücadele alanlarını bir araya getiren Dişil Bir Sözlük oluşturduk.

Almanya’nın farklı kentlerinde yaşayan GKB üyeleri, geride bıraktıkları 10 yılı A’dan Z’ye düşünürken hangi kelimelerin, nesnelerin, duyguların ve hatta renklerin onlar için ne anlama geldiğini listeledi ve bölgelerinde yaptıkları tartışmalar doğrultusunda görselleştirdi. Türkçe alfabede yer alan 29 harften yola çıkılarak hazırlanan bu sergiyi 11 kentte 200’den fazla GKB üyesi kadın birlikte hazırladı. (– Sergi Metni)

Siz de 18 Haziran Cumartesi günü saat 15:00’te Frankfurt Tarih Müzesi’ne gelin, birlikte çay içelim. Sizlere, Göçmen Kadınlar Birliği’nin Almanya çapındaki etkinliklerini ve Bibliothek der Alten projesi için Frankfurt’ta yürüttüğümüz çalışmaları anlatmaktan mutluluk duyacağız.

***

Tarih: 18 Haziran Cumartesi

Saat: 14:00

Yer: Frankfurt Tarih Müzesi, Fahrtor 2, 60311, Frankfurt am Main

***

* Giriş ve etkinlik ücretsizdir.

 

GKB 10. yıl kitabı hazırlıklarına başladık

Uzun bir aradan sonra 2 Aralık Çarşamba akşamı Frankfurt GKB, Bibliothek der Alten proje çalışmalarına tekrar başladı.

IMG_6254

Bu çalışmada başlığımız 10. yıl kitabıydı… Toplantıda kitabın içeriği hakkında görüş alışverişi yapıldı. Buna bağlı olarak kafamızda, kesin olmasa da, bir taslak oluştu. Kitabın içinde hangi konular olacak, kimler yazacak, kaç sayfa olmasını istiyoruz, nerede ve kaç adet basılacak, bütçe planlaması… Sergimizin görselleri de olacak kitapta.

Dediğim gibi bir taslak hazırladık ve Çiğdem bu planlamayı bölgelerle paylaşacak, konuları söyleyecek.

Kitapta etkinliklerimizden ve çalışmalarımızdan fotoğraflar da yer alacak. Bu yüzden bölgelerden kuruluşlarından itibaren ellerinde olan poster, flyer, bildiri, fotoğraf vb. rica ediyoruz. Gönderimle ilgili bana sorabilirsiniz.

Son olarak, 10. yıl kitabını 8 Mart kutlamalarımıza yetiştirmeyi planlıyoruz. Her bölgenin kendi etkinliğinde satması hedefimiz.

 

Editörün notu: Heyecandan fotoğraf çekmeyi unutmuşuz, eski toplantılarımızdan bir hatıra… Ekip, aynı ekip. 😉

 

10. yıl şenliği için sergi hazırlıyoruz

28 Kasım Cumartesi günü Köln’de 10. yılını kutlayacak Göçmen Kadınlar Birliği (GKB), Bibliothek der Alten projesini şenlik alanına taşıyor; sergi hazırlıyoruz.

Göçmen Kadınlar Birliği’nin ABC’si başlığı altında hem GKB’yi hem de kadınların bugüne kadar verdikleri mücadeleleri anlatıyoruz.

10 yıl boyunca yürüttüğümüz projelerden, gerçekleştirdiğimiz etkinliklerden, hazırladığımız basın açıklamalarından, “Kadın” dergimizde yayınladığımız yazılardan ve en önemlisi kadınlarla kurduğumuz ilişkilerden, birlikte mücadelenin kadınlara hissettirdiklerinden, hareketle hazırlayacağımız bu sergide, GKB’nin çalışmalarını, hayata bakışını ve mücadele alanlarını bir araya getiren Dişil Bir Sözlük oluşturmak istiyoruz.

gkb-sergi-2-

Göçmen Kadınlar Birliği’nin ABC’si: Dişil Bir Sözlük

Eril tahakkümün kadınlara dayattığı dili -ve bu dilin çerçevesinde dayattığı siyasi, ekonomik ve  sosyo-kültürel dünyayı- yeniden tanımlamayı amaçladığımız bu sergide, GKB’nin gündemini oluşturan kelimeleri birer görsel ve kısa metinlerle bir araya getiriyoruz. GKB’nin farklı coğrafyalardan kadınlarla da tanışabilmesi amacıyla, ilerleyen zamanlarda, serginin hem Almanya’nın farklı kentlerinde hem da başka ülkelerde tekrar açılmasını umut ediyoruz.

Sergide yer alacak görseller ve metinlerin yanı sıra, sergi hazırlık sürecinden notlar, fotoğraflar, izleyici görüşleri vb. ile de zenginleştirilecek “sergi kitabı”nı  üç farklı dilde (Türkçe, Almanca, İngilzice) hazırlayarak daha fazla kadına ulaşabileceğimize inanıyoruz. Daha sonra bütün bu çalışmalar, bir sergi yayını olarak, Bibliothek der Alten kutumuzda yer alacak ve 2105 yılına kadar burada korunacak ve sergilenecek.

Almanya’nın farklı kentlerinde yaşayan GKB üyeleri, geride bıraktıkları 10 yılı A’dan Z’ye düşünürken hangi kelimelerin, nesnelerin, duyguların ve hatta renklerin onlar için ne anlama geldiğini listeliyor ve kendi çekecekleri ya da hazır bulunan fotoğraflarla ifadelerini görselleştiriyor. Sonunda 29 görselin yer alacağı bu sergiyi 11 kentte 200’den fazla GKB üyesi kadın birlikte hazırlıyor.

Irkçılık ve Ayrımcılığa Karşı; Eşitlik ve Özgürlük İçin

GKB’nin söyleşiler, danslar, koro türküleri ve konserler ile kutlayacağı 10. yıl şenliği hakkında daha fazla bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.

12210785_10153388380364480_1256418530_o

1 yıllık çalışmalarımızı anlatıyoruz

Geçtiğimiz Pazar günü itibariyle Frankfurt Tarih Müzesi’ndeki Bibliothek der Alten projesi için Frankfurt Göçmen Kadınlar Derneği’nin 1 yıllık çalışmalarının belgelenmesi projesinde takvimin sonuna geldik. 8 Mart 2014 ve 8 Mart 2015 tarihleri arasında gerçekleştirilen bütün etkinlikler Niederrad Komisyonu’ndan Serpil Yahyaoğlu ve Ginnheim Komisyonu’ndan Zehra Ayyıldız tarafından fotoğraflandı ve video kaydı alındı. Artık bütün bu belgeleri bir araya getirme ve Frankfurtlu Göçmen Kadınlar’ın 1 yıllık hikayesini yazma zamanı.

DSC_0019

1 yıl boyunca neler yapmışız? Bu etkinliklerden hangilerini ön plana çıkartacağız? Ön plana çıkarmaya karar verdiğimiz etkinlikleri nasıl anlatacağız? Anlatmamıza yardımcı olacak yeterli belgemiz var mı? Eksik belgeleri nasıl tamamlayacağız? 

Bu hikayeyi nasıl anlatacağımız kadar nerede anlatacağımız da önemli bir soru. Sadece hafıza kutusuna mı yerleştireceğiz, yoksa dijital platformda da bir sergileme olacak mı? Hafıza kutusu için nasıl bir belgeleme yöntemi kullanacağız? Fotoğrafları nasıl yerleştireceğiz? Metin ekleyecek miyiz? Eklediğimiz metinlerde ne anlatacağız?

Bütün bu soruları yine Frankfurtlu Göçmen Kadınlar bir araya gelerek yanıtlayacak. 

Grup tartışması toplantılarının çok yakında yapılacağı bu çalışma grubuna katılmak isteyenler info@bda119.de adresine e-posta gönderebilir ya da aşağıdaki yorum alanınaa sadece “Katılmak istiyorum” yazabilirler. Gelin birlikte karar verelim.

Haydi kadınlar, bu sene yine çok çalıştık, şimdi onu layıkıyla anlatma zamanı!

Anahtar kelime ve çağrıştırdıkları

Yaratıcı Yazarlık Atölye’sinde bu kez anahtar kelime tespit edip, bu anahtar kelimenin çağrıştırdığı diğer kelimeler üzerine çalıştık. İlk anahtar kelimemiz “çikolata” oldu. Çikolatanın beş duyumuzda yaptığı çağrışımları tartıştık ve isimlerini koyduk: Tatlı, acı, kremalı, sert, yapışkan, kaygan, yağlı, kakao şekeri kokusu, bademli, fındıklı, sütlü renkli, kahverengi, heyecan, suçluluk, mutluluk, endişe, huzur vs.

IMG_0267

İkinci anahtar kelime “yalnızlık”tı. Yalnızlığın çağrıştığı kelime ve duygular ise şunlardı: Arı vızıltısı, hazmedememe, Flasch Back, korkunç, “niye ben?”, yalnızlığın rengi: gri, kırmızı, siyah, acı bir koku, nane, asit, turuncu bir renk, kalabalık istemek, korku, huzur, sessizlik, sessizliğin sesi, konsentrasyon, kendine zaman ayırma, dışarı çıkma ihtiyacı, sıkıntı, huzursuzluk, kalabalığın içinde yalnız olmak, zorunlu yalnızlık, arkadaş bulamamak vs. Anahtar kelimenin çağrıştırdıkları üzerine tartışıldı ve herkes kendi bakış açısına göre “yalnızlık” üzerine kısa bir kompozisyon yazdı. Kimimize göre yalnızlık kendine zaman ayırmak ve bir başına kalmanın ferahlığıydı, bazılarımız içinse korkuyu, sıkıntıyı ve huzursuzluğu çağrıştırıyordu.

IMG_0275

Bu çalışmayı yapmamızın nedeni, “Kurmacanın Unsurların”da öğrendiğimiz üzere, hikâye ya da öykü sözcüklerle kurulur ve oradaki betimlemeler, tiyatroda dekorun, ışığın yerini tutar tespitinden kaynaklanıyordu. Zira sözcükler, okurun kulağı, eli ve gözüdür. Beş duyuya hitap eden betimlemeler yargı bildiren anlatımlardan daha işlevseldir her zaman. Daha fazla sözcükle en iyi şekilde anlatmanın birinci yolu elbette çok okumaktan geçer. Bu nedenle atölye üyeleri, çalışmaların başlangıcından bu yana, bir yandan daha fazla okumak ve okunanları paylaşmayı sıklaştırarak bunu yaşamın bir parçası haline getirme çabasındalar.

İşte bu seferki çalışmamızın ürünleri:

Yalnızlık

Esma Uran

Yalnızlık nedense insanda derin bir hüznü çağrıştırıyor. Oysa yalnızlık yaşantımızın, insan olarak doğamızın bir parçası.

Dünyaya gözlerimizi yalnız açarız. Çektiğimiz bütün derin acılarda ve mutluluklarda, özünde kendimizle, derinlerdeki bizle başbaşayızdır.

Eğer hayatın güneşli yanında, şanslı yani tesadüfen güzel bir ortama, aileye, çevreye doğmuşsak, yalnızlığımızdan belki biraz kurtulmayı başarmışızdır.

Sosyal bir çevrede, ortak düşünceleri ve amaçları paylaştığımız bir arkadaş grubunda, en önemlisi de en derin ve özel duygu ve düşüncelerimizi paylaşacağımız ve hayatı birlikte yürüyebileceğimiz birini ya da birilerini bulmuşsak, yalnızlık hüzün rengini değiştirerek, ara sıra özlediğimiz bir duyguya dönüşür.

Ve sonuçta hayat yolunda herkesin az ya da çok tattığı yalnızlık duygusu özünde bütün insanları birleştirir.

Çünkü ölürken herkes yalnızdır…

***

Yılbaşı yalnızlığı

Çınar Işık

Yoğun bir gün olacaktı benim için. Yılın her son gününde olduğu gibi sanki bütün bir yıl yiyemediğimiz güzel yemekleri bugün yiyecekmiş gibi hazırlık yapıyorum. Etliler, tatlılar, salatalar, mezeler… Alışkanlık işte, klasik yılbaşı menüsü.

Akşam hep beraber yemekleri yiyoruz. Çocukların ayrı programı var. Yemeğini bitiren bana teşekkür ediyor ve gidiyor. Aaaa, o da ne? Ben yalnız kaldım. Birden bu bana güzel bir huzur veriyor. İlk defa, sakin bir şekilde, abartıdan uzak, yeni bir yıla merhaba diyorum. Mum ışığı, şarap ve ben. Mutluyum. Yalnızlığımı eksiklik olarak görmüyorum. Umarım bu duygularım, ileriki yıllarda da devam eder…

***

Bire

Leyla Çakır

Usulca yataktan doğruldu, bugün canı bir türlü kalkmak istemiyordu. Yatağında uzunca bir süre rüzgârın sesini dinledi. Sonra yavaş yavaş ayağa kalktı, en güzel elbiselerini kat kat giymeye başladı. Saçlarını toplayıp kalın bir şalla örttü, sevdiğiyle ilk buluşmaya gider gibi süslendi. Su güğümünü eline aldı. Kapıyı açıp zamanla yarışıyormuşcasına eşikten adımını atıp dışarı çıktı.

Çeşme iki adımlık yerdi. Kendini çok yorgun hissedip kapının eşiğine oturdu. Evin karşısındaki çınara asılı, renk renk, her biri bir umut, özlem, istek olan bez parçaları sağa sola sallanıp duruyorlardı. Gençken ne kadar çok kadınla birlikte kendisi de  bu ağaca bezler bağlayıp dilek tutumuştu. Şimdi ne için gidecekti, düşündü.

Koca köy sanki uykudaydı. Rüzgârdan, çam ağacından, çeşmenin tüm çevresinde olanlara inat duru ve engin sesinden başka kimseler yoktu etrafta sanki. Birden kuru bir yaprak, akan suyun ahenkli sesine uyarak kendisiyle alay eder gibi etrafında dolaşıyordu.

Birden bir ses duydu, kafasını çevirdiğinde sevdiğinin gülümseyen yüzünü görür gibi oldu. Bire nasılsın diyen komşusunun sesini duymadı, gözleri açık kala kaldı.

Bir yaşam çoktan susmuştu.

***

Korku

Zümrüt

Bir gece yarısı uyanıp, nefes alamadığımda bir “ben ölüyorum” duygusudur, yalnızlık. Her akşam, bir başına sohbet etmenin ne kadar zor olduğunu hissetmektir.

Senin dışında herkesin, hayatın hakkında söz sahibi olduğunu bilmek ve her seferinde ona göre adım atmaktır yalnızlık. Yalnızlık, insanın kendisini öksüz ve yetim hissetmesidir.

Zamansız ve saatsiz, her an yüreğinde çakan şimşeklerin dinmez bir yağmura dönmesidir yalnızlık…

***

Güneş gibi yalnızlık

Zuhal Kulaksız

Yalnızlık benim için, ruhumun yeniden kendini besleyip, yeni bir güne hazırlanması, huzuru yakalamaktır. Duygularımla başbaşa kalmak, hayallere dalmak, kendime zaman ayırmaktır. Yalnızlık, denizin dalgalarından yüzüme vuran güneş ışığı gibi bir ferahlık ve içimin ısınmasıdır. Bir huzur ve duygu yoğunluğu ve kendimi yeniden keşfetmektir.

***

Yalnızlık korkumuz

Serpil Yahyaoğlu

Bazen çok ihtiyaç duyduğumuz, bazen nefret ettiğimiz.

Bence her insan yalnızlıktan önce korkar. En çok korktuğumuz da yaşlılığımızdaki yalnızlığımızdır.

Oysa ki etrafımız şu an çok kalabalık olabilir. Giden gelenimiz, gidip geldiklerimiz. Bazen bu koşturmaca bize “ah keşke kafamı bir dinlesem” dedirtir.

Ama yine de, yalnız kalıp düşündüğümüzde, korkutur “yalnızlık”.

Aslında bence yalnız olmak tek başına olmak değildir. Başlı başına, tek başınasın. Kafan dolu. Bir sürü problemin var. Doluya koyuyorsun, dolmuyor. Boşa koyuyorsun, dolmuyor. Kısacası, yine de yalnız olunmuyor… Yalnızlık, keşke sadece “kafa dinlemek” olsa…

                         

Bu filmin derdi, Göçmen Kadınlar Birliği’nin mücadelesi

4 Ocak Pazar günü yaptığımız belgesel film projemizin atölye çalışmasında ağırlıklı olarak filmin ana teması üzerine tartıştık.

Daha önceki atölye çalışmalarının verimli tartışmaları, çok yönlü görüş ve önerileri ve Çiğdem’in geniş araştırmaları sonucu, belgeselin teması, çekimde yararlanacağımız yöntem, görüşmecilerin ve görüşülecek kadınların özellikleri ve nasıl seçileceği yavaş yavaş belirginleşmeye başladı.

DSC_0250

 

Zehra Ayyıldız’ın hazırladığı belgesel filmimizin taslak tanıtım metni bize oldukça fazla ilham verdi. Zehra arkadaşımız hem derneğimizin hem de göçmen kadınların mücadelelerini anlatan detaylı bir çalışma yapmıştı. Bu çalışmadan yola çıkarak, filmin ana temasının Göçmen Kadınlar Birliği’nin yürüttüğü çok yönlü politik, kültürel ve sosyal çalışmaları temel alan ve kadınların verdikleri mücadeleleri Almanya’daki yaşam hikâyeleri üzerinden yansıtan bir belgesel hazırlamayı düşünüyoruz.

Belgesel çekiminde sözlü tarih yönteminin esas alınmasıyla birlikte, görüşmeciyi yönlendirmeden, onu serbest ve akıcı bir anlatıma teşvik eden sorulardan yararlanılmasına karar verdik. Bu noktada görüşmeleri yapacak GKB kadınlarının kimler olabileceği üzerine düşündük biraz. Hem atölye çalışmasına katılanlar arasından gönüllüler çıktı, hem de biz birkaç kadına teklif etmeyi planlıyoruz. Böylece, belgesel film projemizin yavaş yavaş netleşen çerçevesinde, ilk somut adım olarak, görüşmeyi yapacak kadınların ilk taslak listesini oluşturduk.

DSC_0245

 

Projenin heyecanıyla birlikte belgeselin senaryosunu da konuşmaya başladık. Örneğin filmin açılışında GKB’nin kuruluşunu ve Almanya genelinde, diğer bölgelerde, örgütlenmesini kronolojik anlatan bir animasyon olmasını istiyoruz.

Görüşülecek kadınları nasıl seçeceğimizi konuşurken üç temel kriter belirledik; ilki, Almanya’da doğanlar, ikincisi, çocuk yaşta gelenler ve sonuncusu, yetişkin olarak gelenler. Yetişkin göçmenler için de göç etme sebeplerinden yola çıkarak belirlediğimiz alt kriterler bulunuyor ve çalışmak, okumak, evlilik ve mülteci gibi çok yönlülüğü içeriyor.

 

DSC_0257

Atölye çalışmasında Çiğdem ayrıca bir görüşmenin nasıl yapılacağını detaylı bir şekilde anlattı. Önce belirlenen kriterlere göre bir kadın ile görüşme yapmak üzere iletişime geçilecek, ona proje ve yapılacak görüşmenin kimler tarafından nasıl kullanılacağı anlatılacak ve izin formunu imzalaması rica edilecek. Daha sonra, önceden belirlenen bir günde, tercihen görüşmecinin evinde ya da sessiz ve rahatsız edip görüşmeyi bölecek birilerinin olmadığı bir ortamda, ses ve kamera kaydıyla birlikte, yaklaşık 2-3 saat süren görüşme yapılacak. Görüşmenin ardından görüşme sonrası notları yazılacak. Görüşmecide göze çarpan hal ve tavırlar detaylı bir şekilde not alınacak. Tercihen görüşmenin yapıldığı gün içinde görüşmenin ses kaydı çözülecek. Ses kaydı çözümü sırasında sadece görüşmecinin anlattıkları değil, görüşmecinin bütün tepkileri (ağlaması, susması, kalkıp bir şey getirmesi vb.) detaylı bir şekilde yazılacak. Ses kaydının çözümü, yani transkripsiyon, bittikten sonra da metin üzerinde çalışma başlayacak. Belgeselin daha önce belirlenen temaları, görüşmecinin anlattıkları arasından bulunup, metnin üzerinde işaretlenecek. Böylece, hangi temayla ilgili hangi görüşmecinin anlatısından yararlanılacağının seçilme süreci kolaylaştırılacak. Metin daha sonra Çiğdem’e gönderilecek ve o hem arşivleyecek, hem de kurgu ekibine dağıtımını sağlayacak.

 

DSC_0248

 

Görüldüğü üzere gene çok yönlü ve zevkli bir çalışma yaptık. Bu atölye çalışmasından da hazırlayacağımız belgeselin ön hazırlıklarını içeren ana tema, yöntem, görüşme sorularının hazırlanması, görüşmecilerin ve görüşülecek kadınların seçimi, belgeselin kısa tanıtım metninin çekim öncesi hazırlanması, teknik hazırlıklar, transkripsiyon, görüşmelerin değerlendirilmesi ve kurgusu gibi kafamızda, birçoğumuz için yeni olan, çok değerli bilgiler ve bir o kadar da soruyla ayrılıyoruz.